TcUwOdG. 13 Ocak 2021 Karışık Yargıtay Kararları 95 Görüntüleme “İçtihat Metni” MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalının TR65 0001 0019 7958 3951 1150 01 iban nolu hesabına, 24/09/2012 tarihinde … Bankası aracılığıyla TL gönderdiğini, davalının bu parayı eksik iade etmesi üzerine….3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4933 esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığını, borçlunun süresi içinde itiraz ileri sürerek, takibin durmasına sebebiyet verdiğini beyanla, itirazın iptaline, davalı borçlunun %40 icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacıdan kendi damadı için TL borç para aldığını, bu paranın tamamını davacıya kendi evinden elden teslim ettiğini, o sırada eşinin de yanında olduğunu ve davacının iki kez saymak suretiyle parayı teslim aldığını, davacıya parayı ödemek için öncelikle … Bankası’na gittiğini ancak muhtemelen davacının talimatı ile bankanın davacı hesabına parayı yatırmasına izin vermediğini, sonrasında ise davacının hemen arkasında eve gelerek parayı istediğini, kendisinin de elden teslim ettiğini savunarak davanın reddini davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir. Dava, davacının davalının … Bankası hesabına TL para göndermesi ancak bu paranın TL’sinin iade edilmemesi üzerine davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine itiraz edilmesi sebebiyle açılan itirazın iptali davasıdır. Davalı, davaya cevap dilekçesinde kendi damadı için TL davacıdan borç para aldığını ancak bu paranın tamamını davacıya evinde elden teslim ettiğini savunmuştur. Mahkemece; ”.. ödünç kaydına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, takip ve dava konusu alacağın davacı tarafından davalıya ödünç verildiğine dair başkaca yasal delil sunulmadığı..” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir ancak davalı taraf cevap dilekçesinde damadı için TL borç para aldığını ve bunu davacıya elden tamamen ödediğini beyan ettiğine göre artık bu bedelin ödendiğini ispat yükü davalıdadır ve davalının borcu ödediğine ilişkin dosyaya sunduğu deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.13. Hukuk Dairesi 2016/3168 E. , 2018/9334 K.
9. Hukuk Dairesi 2015/25442 E. , 2018/19824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ İŞ MAHKEMESİ YARGITAY KARARI Davalı vekilinin kararı temyizinden sonra, davacı tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğinden, feragat konusunda bir karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, karar vermek gerekmiştir. Sonuç Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
FİLTRELER TEMİZLE Esas/Karar No`Ya Göre ara MEVZUATA GÖRE SÜZ KARAR TARİHİ Başlangıç KARAR TARİHİ Başlangıç Bitiş KARAR TARİHİ Bitiş Lexpera'ya Yüklenme Tarihi Başlangıç Lexpera'ya Yüklenme Tarihi Başlangıç Bitiş Lexpera'ya Yüklenme Tarihi Bitiş
13. Hukuk Dairesi 2016/11813 E. , 2019/6526 K. 'İçtihat Metni' MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davalı ...'in tarihli sporcu sözleşmesine dayanarak hem dava dışı ... Belediyesi Gençlik Spor Kulübü hem de müvekkil belediye hakkında ... Müdürlüğü'nün 2014/14060 sayılı dosyasında takip başlattığını, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan dava dışı kulübün belediye ile bir ilişkisi bulunmadığını, kulübün borçlarından belediyenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek; anılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, kulüp ile davalı ... arasında hukuki ve organik bağ bulunduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, ... Müdürlüğü'nün 2014/14060 sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, icra takip dosyasında borcun sebebi olarak tarihli sözleşme gösterilmiş, mahkemece, sözleşmeden, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14/b maddesine göre belediyelerin görevlerinden ve tanık anlatımlarından sözedilerek, ayrı ve bağımsız tüzel kişiliğe sahip dernek niteliği taşıyan ... Belediyesi Gençlik Spor Kulübü'nün taraf olduğu sözleşmeden kaynaklanan borç nedeniyle davacı belediyenin sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı sporcu ile dava dışı kulübün aralarında yaptıkları başlangıç tarihli sporcu sözleşmesine göre takip dosyasında ücret talep edilmekte olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı, davacı ... ile dava dışı ... Belediye Gençlik Spor Kulubü arasında hukuki ve organik bağ bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamından ve toplanan tüm delillerden, spor kulübü tüzüğüne göre dava dışı spor kulübünün isminin ... Belediyesi Gençlik Spor Kulübü olduğu, kulüp logoso ile davacı ... logosunun benzerlik gösterdiği, kulüp tüzüğünün 12. maddesinin ' ... ... belediyesinde, belediye şirketlerinde, ... belediyesi bünyesinde iş yapan herhangi bir şirkette, ... belediyesi spor kulübünde çalışan ve ... belediyesi meclis üyesi olan herkes ... ' şeklindeki düzenlemeyle üye olma şartının belediye ile ilişkilendirildiği, kulübün, belediyenin üst düzey yöneticileri tarafından kurulduğu ve süreç içerisinde de yönetiminde yer aldıkları, keza sporcu sözleşmesinde imzası bulunan ...'in belediye çalışanı olduğu, bu haliyle davacı ... ile dava dışı kulüp arasında hukuki ve organik bulunduğu, davalı sporcununun alacağından bu nedenle davacının da sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın esası bakımından inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bankaların kredi kartına “aidat” adı altında talep etmiş oldukları ücret çok uzun bir süredir tartışma konusu olmaktadır. Söz konusu tartışmaları azaltabilmek ve tüketiciyi bilgilendirmek açısından Yargıtay Dairesi’nin tarih, 2010/3958 E. ve 2011/1717 sayılı kararını ele Dairesi’nin söz konusu kararında “Karar” Banka tarafından kredi kartı sahibine “Kullanıcı” bildirim yapılmak suretiyle kredi kartı ücretinin tahsili için onay istendiği, onay vermediği takdirde kartının kapatılacağı belirtilmiştir. Kullanıcı’nın kabul etmemesi üzerine de kredi kartı kapatılmıştır. Kullanıcı tarafından kartın kullanıma açılması ve manevi tazminata hükmedilmesi talep tarafından verilen cevap ile hiçbir bankanın talepte bulunan kişiye kredi kartı verme yükümlülüğü bulunmadığı gibi, her iki tarafın da istemediği bir sözleşmeyi devam ettirmeye zorlanamayacağı, bu sebeple taraflardan her birinin sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğu Mahkeme tarafından Banka’nın haklı bir sebep olmaksızın hizmet vermekten kaçınamayacağı gerekçesiyle kredi kartının kapatılması işleminin iptaline karar Mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından karar aşağıdaki gerekçelerle özgürlüğü ancak kamu yararı ile dilediği sözleşmeyi yapmakta serbest olduğu gibi, kimse istemediği bir sözleşmeyi de sürdürmek zorunda değildir. Bunun istisnası ise kamu hizmeti görmekte olan kamu idare ve müesseselerinden hizmet almak amacıyla kurulan “iltihaki sözleşmeler” ise kamu hizmeti görmekten ziyade kar amacıyla kurulan müesseseler olup, bu sebeple Kullanıcı ile aralarındaki sözleşme “iltihaki sözleşme” olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla Bankalar gördükleri hizmetin bedelini talep kredi kartı kullanımı Banka açısından risk ve maliyet de ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple de bu risk ve maliyetin Kullanıcı’ya yansıtılması olarak, Kullanıcı’nın kredi kartı ücretini ödemek istememesi halinde, Banka bu kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gibi, taraflar arasındaki sözleşmede Kullanıcı’dan üyelik ücreti istenemeyeceği yönünde de bir hüküm bulunmadığı takdirde, sözleşmenin Banka tarafından feshedilerek kartın kullanıma kapatılmasının sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
yargıtay 13 hukuk dairesi kararları