Kuran kursu bahaneydi. Asıl mesele, Süleymanlı cemaatinin, manevi ve zahiri ilimlerde hiçbir mahareti, birikimi olmayan, dünyevi ilimlerde de bir derecesi olmayan, diploması bile sahte olup, CIA ortadoğu masası şefi ve İçimizdeki İsrail'in dümen suyuna hızla giren Tayyip'e hiç oy vermemesi, vermeyecek olması ve hatta karşısına geçip bu millete, devlete ve ümmete vereceği Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidara gelişinde dış ilişkilerde bağımsızlık göstererek halkın desteğini kazandı, ancak daha sonra Suriye'de şiddetli bir “rejim değişikliğine” destek de dahil olmak üzere kendi büyük hırslarına kapıldı ve eski bir seçim azarlaması için zemin hazırladı. Okuma Süresi: 4 Dakika Atatürk sana ne yaptı? Kimin yazdığını bilmediğim ama whats App tan gönderilen ve altına imzamı atabileceğim bir yazı Senelerdir mantığımın almadığı tek düşünce şu oldu; nasıl olur da bir ülkenin halkı kendisini işgalden kurtaran, kölelikten kurtaran, ona insanca, özgür bir yaşam kurmaya çalışan kurucusundan nefret eder? Osmanlı Imparatorluğu Torunları Takibe Takip Erdoğan’dan Zuckerberg’e destek! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Facebook hesabı üzerinden yayınladığı mesajda; Her fırsatta ve farklı platformlarda da ifade ettiğim gibi, İslam bir barış dinidir. Barış dini İslam’ı kendi kirli emelleri için araç olarak kullanan cinayet şebekeleri, her gün masum insanları, en glEm. 15 Temmuzun kazananını ve kaybedenlerini tartışıyoruz, 15 temmuz kalkışmasından bu yana… En çok halk tartışıyor. Ve özellikle onları dinliyorum. Herkesin üç maymunu oynadığı sanılan halkın, direncine hayran olmamak elde değildi… İnsan büyük gurur duyuyor. Çevremde, komşu ya arkadaşlık yaptığım, Suriyelililerle konuştuğum vakit çektikleri acıyı tarif edemem… Kimisi öğretmen, kimisi mimar bu insanların vatanlarına duydukları acıyı hissettiğim zaman, ben olsam ne yapardım, sorusunu sordum kendime… Ben olsam alıp başımı başka bir ülkeye gider miydim? Elbette denizi ve doğası güzel olan ülkemin bir başka kentinde yaşamayı çok istiyorum. Fakat öğrendiğim bir şey vardı. Ben Gaziantep’ten asla kopamam… Savaşır mıyım bu kent için, savaşırdım… Ne olacak bir kuru can değil mi? Hangimiz bu dünyaya direk dikeceğiz. Hepimiz bu dünyadan bir gün göçüp gitmeyecek miyiz? O zaman fazla düşünmenin gereği yok.” VATAN SANA CANIM FEDA “ Çünkü gördüğüm eğitimin özü buydu. Vatanı olmayanın hiç bir şeyi olmaz. Vatan topraktır, yuvadır. Bazen olmayan bir ana, bazen olmayan bir babadır vatan….15 Temmuzun kazananı ve kaybedeni demiştik. Kazananları sayıyorum… 1. Millet, 2. TSK, 3. Emniyet, 4. Recep Tayyip Erdoğan, 5. Yaygın ve yerel basın 6. MHP, 7. CHP, 8. Binali Yıldırım 9. Bekir Bozdağ ve diğer adı duyulmamış gizli kahramanlar… Dahası hepimiz!Neden Millet; Çünkü her şey rağmen direncini ortaya koydu. Korkmadı, sokaklara taşındı. Demokrasisine sahip çıktı. Bunun sıradan bir olay olmadığını bunu yapanların ülkeye büyük düşmanlık yaptıklarını, yapacaklarını Türk Silahlı Kuvvetleri; Askerler kendi içine sızmış, asker üniformasına, şu ya da bu şekilde sahip olmuş kişileri zaten kendi aralarında yakinen tanıyorlardı. Yurtta Sulh konseyi adı altında kalkışma yapanlar, TSK nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisini, saygısını bildikleri için darbede onlar da varmış, algısı yaratan bir senaryo hazırlamışlar. Ama tutmadı. Atatürkçü askerler, kalkışmayı püskürtmekte ellerinden geleni yaptılar. Askerlerimizin kurucu temel değerleri çok sağlamdır. TSK böyle bir oyuna ve tuzağa düşmeyecek kadar akıllı ve iradelidir. Demokrasiye saygılıdırlar ve artık o devirlerin çok geride kaldığını düşünüyorlar. TSK bizim geleceğimizdir. Bu durum onları zayıflatmadı aksine daha da güçlendirdi. Çünkü urlarından, irinlerinden arındı. Şu anda tertemiz bir TSK karşımızda duruyor. Yorgun ama daha güçlüler…Bizim bundan sonra yapacağımız en akıllı şey onların moral ve motivasyonunu güçlü tutmaktır. Onlara hak ettikleri saygıyı Emniyet Güçlerimiz; Çok şehit verip, başarılı olan emniyet güçlerimiz, askerlerimizle karşı karşıya gelmesine rağmen çok akıllı davranıp, içinde gizlenen hainlere rağmen, Türkiye’nin aydınlık bir güne ulaşmasında etkili Recep Tayyip Erdoğan; En büyük tuzaklardan birisi de sayın cumhurbaşkanına kuruldu. Onun kaçmayacağını dik duruşunu bildikleri halde, yurt dışı kaynaklı haber siteleri “ kaçtı” diye haber yaptı. Oysa o kaçmayı bırakın, halka seslendi ve işgal edilme provaları diye korkusuzca görevinin başında durdu. Batılı çok ciddi haber kanalları “Recep Tayyip Erdoğan’ın sığınma talebinde bulunduğunu söyleyerek, darbenin nereden nasıl yönetildiği hakkında bize önemli ip uçları verdi. Fetö terör örgütünün çatısının, ABD ile AB bağlantılı olduğunu görüyoruz. Hatta darbenin başarısız olduğunu görünce CİA şefinin yurt dışına kaçtığını söylüyor, güvenilir kaynaklar. Buralardan bakınca sayın Recep Tayyip Erdoğan, günün kazananlarından… Şeytan eşer, kendi düşer imiş… Gömmek istedikleri kişiyi daha da güçlendirdiler. Ne diyelim, ilahi adalet dedikleri şey bu olsa yaygın ve yerel basın; Günün şaşmaz kahramanları idiler… Gaziantep basını ise Gaziantep’e yakışır bir duruş sergiledi. Herkesin yüreğine Milliyetçi Hareket Partisi; Darbenin hükümete karşı imiş gibi gösterilmeye çalışıldığı anlarda, aslında millete olduğunu ilk anlayanlardan oldukları için, demokrasinin yanında oldukları için…Neden, Cumhuriyet Halk Partisi; Demokrasinin yanında duruş sergilediği için… Milletle beraber oldukları için…Neden, Binali Yıldırım; Cesurca çıkıp, demokrasi dışı güçlere karşı halkı uyardığı ve kalkışmanın tehlikesine karşı halkı bilinçlendirdiği için, en önemlisi duruşu Bekir Bozdağ; O da sayın başbakan gibi yürekli bir duruş sergilemiştir. Açıkçası bazıları hele durum netleşsin de ben ortaya öyle çıkayım dedikleri saatlerde o gayet korkusuzca temmuzun kazananı; Türk milleti, Türk demokrasisi...Kaybedeni, İçimizdeki hainler ile bilinen, yurt dışı kaynaklı düşmanlar…Haydi itiraf edin, bir kez daha düşünün, DIŞ DÜŞMANLAR kiminle karşı karşıya kaldığınızı… Dize gelin! Son günlerde AK Parti iktidarına yakın köşe yazarları ve televizyon yorumcuları yine AK Parti’ye yakın televizyon kanallarında Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yaptıklarını tartışmaya açmakta, Onu bir diktatör olarak tanımlamaya çalışmaktadırlar. Bunu yaparken de Atatürkçü olarak bilinen geçmişte CHP’de yöneticilik yapmış kişileri bu tartışmalarının içerisine çekmek istemekte, bu oturumlara katılıp kendilerinin aksine düşüncelerini söylemeye çalışanları da saygısız bir şekilde sözlerini keserek konuşma fırsatı vermemektedirler. AK Parti ile adeta müşterek hareket eden bu köşe yazarları ve televizyon yorumcuları Mustafa Kemal Atatürk hakkında iftiraya varan bu iddialarını, yine kendileri gibi kişilerin geçmişte ortaya attığı düzmece delillere dayandırmaktadırlar. Bir devletin idaresinin kayıtsız şartsız bir kişinin elinde bulunduğu yönetim şekline diktatörlük, yöneten kişiye de diktatör tanımlamasından hareket dersek, Türk Kurtuluş Mücadelesi’nin sürdüğü yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurarak “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen bir lidere diktatör yaftasını yapıştırmaya kalkmak, mensubu olduğu milletinin! yakın tarihini bilmemektir. Hele hele Mustafa Kemal Atatürk ile geldiği makamları yakınlarının zenginliği için kullanan, partisinin ve bakanlar kurulu kararlarını tek başına alan, partisinin belediye başkan ve milletvekili adaylarını tek başına belirleyen Recep Tayyip Erdoğan’ı mukayese edenlere zavallı dışında, buradan söyleyecek kelime bulamıyorum. Yaşadığı asırda tüm dünya liderlerinden ve halklarından takdir gören Adülhamit’den Kaddafi’ye, Mao’dan Roosevelt’e, De Gaulle’den Nehru’ya, Churchill’den Mandela’ya kadar 2 bin liderin arasından 18 yıllık araştırma sonucunda 20’nci yüz yılın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı unvanına layık görülen Mustafa Kemal Atatürk’e diktatör demek saygısızlığın ötesinde densizliktir. Kamuoyunu bilimsel araştırmalar ile yakından takip eden bir grubun durup dururken birden bu konuyu gündeme getirmelerinin üzerinde durulması gerekir. Bu kesimin bu söylediklerine kendilerinin dışında kimsenin inanmadığını, geçtiğimiz 29 Ekim ve 10 Kasım’da Ata’sını Anıt Kabir’de ziyaret ederek halkımız göstermiştir. Son seçimlerde AK Parti’nin alamadığı yüzde 50 oyun çok büyük bir bölümünün; Atatürk İlke ve İnkılâpları’na bağlı, AK Parti yöneticileri tarafından isimlerinin karşısına kırmızı nokta konulan, ne olursa olsun AK Parti’ye oy vermeyecek seçmenden oluşması, bu karalama kampanyasının bir AK Parti projesi olduğunu akıllara getirmektedir Bugün AK Parti’nin çoğunlukla bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkililerinin Dolmabahçe Sarayı’nda, aslında 26 Haziran 1862 tarihinde ölen Sultan 1’inci Abdülmecid’in ölümünün 150’nci yıldönümünün ilk defa dün 17 Kasım’da düzenlenmek istenmesiyazıyı baskıya verdiğimde tarih değişmemişti, bu söylediklerimi doğrulamaktadır. 17 Kasım tarihinin ise Mustafa Kemal için idam fermanını yazan ve bugün AK Parti iktidarını destekleyenlerin övgü ile bahsettikleri Vahdettin’in İngiliz işgal zırhlısı ile ülkeden kaçtığı gün olması ise ayrıca bu söylediklerimi kuvvetlendirmektedir. Bu gerçekten hareket ettiğimizde de bu kesimin kalbinde var olan Atatürk sevgisinin azaltmak, en azından milletin kafasında soru işaretleri yaratmak adına başlatılan bu karalamanın bir AK Parti projesi olduğu şüphesi Ben’de oluşmaya başlamıştır. Bu karalama kampanyasının bir müddet devam ettikten sonra ve tartışmaların devam edileceğinin söylenmesine karşın bir yerden talimat almışçasına kesilmesinin, bunları söyletenle, söyletmeyenin aynı merkez olduğunu göstermektedir. Anıt Kabir’den Balgat’a doğru bakıldığında da bu merkez çok net bir şekilde görünmektedir. BİR ŞEHİT BABASININ SÖZLERİ Hakkâri Çukurca kırsalında operasyona giderken teröristlerin çapraz ateşi sonucunda şehit olan Ahmet Kömür’ün Babası Sayın Halil Kömür, Gaziantep Ulu Cami’de düzenlenen Oğlunun cenaze töreninde mikrofonlara “Bize bir şey olmaz, Türklüğünden utanan Başbakan utansın. Türküm diyemeyen Başbakan utansın.” Sözleri nedeni ile Gaziantep 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve 11 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılmış. Şehidimizin Babası Sayın Halil Kömür adliye çıkışında basına yaptığı açıklamada “Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum. Karar ortada” Demiş. Sayın Halil Kömür’ün avukatı Sayın Mehmet Özdemir ise “ Acı ile söylenmiş birkaç cümle için bir şehit babasının mahkeme koridorlarında süründürülmesi ne kadar doğrudur. Yüce milletimiz karar versin. Dağda terörist iken sanki gurbetten geliyormuş gibi pişmanlık yasasının adını Eve Dönüş Yasası olarak değiştiren hükümetin zihniyeti ortadır. Yasalar şehit babasını 11 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Takdir kamuoyuna sunulur.” Diyerek bu cezaya tepkisini göstermiştir. Şehide kelle, terörist başına sayın diyen, kendini ve hükümeti eleştirenleri Silivri ve Metris’e gönderen, teröristle mücadele yerine müzakereyi seçenson günlerde vazgeçti bir Başbakan’ın emrinde çalışan yargıçlardan, başkası beklenemezdi. Mahkemenin vermiş olduğu bu karar, bu milletin bir ferdi olarak beni derinden yaralamış, bu kararın Yargıtay tarafından bozulacağı ümidiyle Şehit Babası’nın ve Avukatı’nın söylediği sözlerin altına ben de imza attığımı buradan belirtmek istiyorum. sevmez ama saygı duyuyor o kesin. hala tüm külliye'de atatürk resimleri mevcut. bir program yapıldığında gazi mustafa kemal diye kendisinden bahsediliyor. muhtemelen atatürkü bu milletin liderliğini yapmış büyük bir önder olarak görüyor. benim gördüğüm bu. sevgisini saygısını bilmem de, daha önceki 10 cumhurbaşkanı gibi atatürk sevgisinin ekmeğini bir şekilde yediği kesin. sevmez de saymaz da ama en iyi yaptığı şeyi yapar takiye...atatürk'ü sevenlerin oy ve desteği için atatürkçü olur ama bunlar hep ucuz numaralardır. asla samimi kendi ve çıkarları dışında hiçbirşeyi sevmeye müsait değil... bana kalırsa ne sevmiyor. fakat atatürk'ü bu milletin dokunulmayacak/dokunulamayacak bir değeri olarak görüyor. bu nedenle fazla irdelemiyor. hem, sevmediğini gösterirse çok büyük tepki çekeceğinin farkında. ayrıca, atatürk'ü sevmek bu ülkenin insanının bir normali sayılır. neden durduk yere oy kaybedesin ki? son olarak, ortada atatürk gibi sağlam bir figüre laf atmaktansa, ortada mis gibi atatürk'ün partisini devralmış, her hafta ayrı bir gaf yapan kılıçdaroğlu var... bence en başta nefret ediyordu ancak daha sonra bu nefret azaldı ve yerini saygıya bıraktı. erdoğanın laiklik karşıtı söylemleri mısır’a laiklik tavsiye etmesine evrildiyse biraz olsun değerini anlamış demektir. atatürk’ün askeri kişiliğine saygı duyuyor. siyasi kişiliğini sevmiyor saygı da duymuyor. saygıya dönüştü diyen yazarlar gördü bu gözler. arkadaşlar siyasal islamın yetişme ve yeşerme ortamında atatürk’e cumhuriyete devrimlere ve yeniliklere yer yoktur. üstelik iki ayyaştan tut da çeşit çeşit diktatöre kadar söylemleri olmuştur yıllar içersinde. sık sık yapmaz ara ara yapar ki temelini oluşturan kemik kitle bir argüman olarak sürekli siyasal islama hizmet etsin. yok askeri yönü yok siyasi yönü yok önceden sevmezdi şimdi sever sevmese de saygı duyar geçiniz. siyasal islamın bir numaralı düşmanı örneğin papa değil atatürk’tür. bunu kendinden baska kimse bilemez. ama saygı duyduğu kesin. öyle olmasa şu anki konumu elde edemezdi. sevmiyor ama linçten korktuğu için o mevzulara girmiyor. kadir popcorn ne kadar seviyorsa o da o kadar seviyor 1 yanıt daha 1- askeri vesayete karşı oluşu. bu bağlamda açılan soruşturma ve davaları engellememiş oluşu. 2- yeni havaalanı, 3. köprü, kanalistanbul, marmaray, dubleyollar, ... ... ... 3- demokrasi ile gelip, ancak demokrasi ile gidecek oluşu. 4- enflasyonu %5'lere çakmış olması. 5- türkiye'yi kapı kapı borç dilenen bir ülke olmaktan çıkarmış olması. 6- dinine bağlı olması. bu bağlamda namaz kılması, oruç tutması, içki içmemesi haklı olduğu bir konuda eğilip bükülmemesi, dik benim için geçerli olmayan sebeplerdir. başkalarının olabilir. edit it, kopuk, serseri ve çakal gibi kelimeler çıkarıldı. sözlük jargonuna uyup bu yakışıksız ifadeleri kullandığım için kendimi kınıyor, özür diliyorum. uyarısı için iz'e teşekkürler. bkz iz insanı günaha sokar..bkz yedi büyük günah bkz 11 mayıs 2013 reyhanlı bombalı saldırısı sayılabilecek binlerce nedenden sadece biridir. tek başına yeterlidir. cevabı soruda gizli olan sebeplerdir. tek sebeple açıklıyorumbütünüyle recep tayyip erdoğan olması. sevdiğim hiç bir yanı yok. - gezi olayları ile ilgili "3-5 çapulcuya pay vermeyiz!" "kadına şiddet abartılıyor." "alevilik zerdüştlüktür." ağzından düşürmediği %50'sini sokaklara dökmeyle, halkı tehdit ülke gündemine bomba gibi düşen isyanlar dururken, ülkeyi terk etmesi ve döndüğünde insanları yatıştırmak yerine, para pul ile topladığı fos kalabalıkla artistlik yapması. ardından halkı alenen tehdit halk özgürlük, hukuk, demokrasi dedikçe, "işte bunlar hep cehape" hala çıkıp bir özür dilememiş olarak da; bkz recep tayyip erdoğan vecizeleri 1- askeri vesayete sadece başörtüsü yüzünden karşıdır demokrasi ve özgürlük değil. onun yerine daha ciddi ve en kötüsü de "muhafazakar" bir vesayet yeni havaalanı, 3. köprü, kanalistanbul ve yokolan belgrad ormanı. gitmeyenler görmeyenler elbette yok olan bu ormanı asla bilmeyecekler. ama yok olduktan sonra istanbul'da olan iklim değişikliğini demokrasi ile gelip, ancak demokrasi ile gidecek oluşu. gitmeden önce demokrasiyi alabildiğine enflasyonu %5'lere çakmış olması deniyor ama bunu kendisi yapmadı. akp, kemal derviş'in politikasını olduğu gibi devam ettirdi. ekonomi alanında yapılması gerekenin dışında hiç-bir-şey yapmadılar. gelişen teknoloji, amerika'nın ırak'a girmesi, türkiye'nin bölgedeki öneminin bu sayede artması, ucuzlayan uçak biletleri ile turistlerin artması bunların hiçbirini akp yapmadı. akp yapılması gerekenin dışında hiçbirşey yapmadı senelerce bu "ak parti çok düzgün çalışıyor, ak parti belediyelerinde yolsuzluk olmuyor" a kandık ama bunlar hep imajmış türkiye'yi kapı kapı borç dilenen bir ülke olmaktan çıkarmış olması yine alakasız. elbette olayları yakından izlemeyenler reklamlara ve ardı arkası kesilmeyen söylemlere kanıyorlar. ak parti'nin bundan 2 seneye kadar arkasında bulunan devasa, teknolojik ve profesyonel halkla ilişkiler ve reklamcılık çalışmalarını göremiyorlar. bütün bunların birer reklam olduğunu ekonomik başarının ak partinin değil de bizim eserimiz olduğunu dinine bağlı olması. bu bağlamda namaz kılması, oruç tutması, içki içmemesi vs...... dine bağlı olanı seven insanlar için geçerli önerme. dine bağlı olanın ahlaklı ve iyi insan olduğunu düşünenler için aptalca haklı olduğu bir konuda iti - kopuğu, serseriyi - çakalı olduğu bir konu değil de danışmanlarının haklı bulduğu konular vardır. yedi ile sınırlandırılmaması gerek o kadar çok ki. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Gara operasyonu sonrası yapılan eleştirilerle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların cibilliyeti bozuk. 5-6 yıl içinde bu mücadeleyi gece gündüz demeden verdik. İçimiz kan ağlıyor. Biz onların intikamını alacağız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle GARA OPERASYONU Irak'ın kuzeyinde bir mağarada infaz edilen 13 silahsız insanın başına gelen hadise bile karşımızdaki kirli zihniyeti utandırmaya bile yetmemiştir. Çıkıyor, onu bile benim üzerime yıkmaya çalışıyor. 5-6 yıl 13 kişiyi kaçıranlar kim? Biz bu 5-6 yıl içinde dağ, taş demedik buraları aradık, taradık. Bunlar utanmadan sıkılmadan 'Bir şey olmaz, sakinler güvence altında' diyecek kadar yüzsüzler. Kim bunlar CHP ve ortağı HDP. Bu tezgahı beraber çalıştırdılar. Biz 5-6 yıldan sonra operasyonu yapmak zorunda kaldık. Savunma ve İçişleri Bakanımı bu beyefendilerin makamına gönderdik. Bunlar anlatıldığı halde utanmadan, terbiyesizce eleştiri yağmuruna tuttular. Bu kadar açık, şeffaf bu süreç ortaya konulurken siz ne yüzsüzsünüz ki bu çalışmadan sonra hala saldırıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın. Bilesiniz ki bu Cumhur İttifakı, AK Parti iktidarı bu yolda inanarak, sizin kol gerdiğiniz o teröristleri de inlerinde bitire bitire yoluna devam edecektir. Teröristlerin sayısı on binlerdi, şimdi yüzlere düştü. Bu mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Terör örgütlerini ve siyasi uzantılarını korumak için, bunun sonucunu bize yıkacak kadar alçaldılar. 'Bunun sorumlusu Erdoğan'dır' diyor. Bunların cibilliyeti bozuk. 5-6 yıl içinde bu mücadeleyi gece gündüz demeden verdik. İçimiz kan ağlıyor. Biz onların intikamını alacağız. Ortağı HDP de böyle bilsin. Yine Ankara'dan İstanbul'a yürüsünler. Onlar yürürken biz de buradan sahili selamete çıkacağız. Onlara bu imkanı vermeyeceğiz. Yüzleri kızarmadan kimse terörü savunmaz. 'Teröre karşı ne yaptınız de engel olduk' diyorlar, teröristlerle yürüdünüz ne yapacaksınız daha? Türkiye'nin sınır ötesi harekatlarını eleştiren, 'yapamazsınız, edemesiniz' diyen siz değil misiniz? Düne kadar bölücü örgütün Suriye kolunu 'terör örgütü görmüyoruz' diyen siz değil misiniz? Önceki gün İzmir'deydik. İşgalin, işgal acısının ne demek olduğunu gayet iyi bilen kardeşlerimin olanları iyi değerlendirdiğine inanıyorum. Söze terör örgütlerinin mensuplarını savunarak başlayanların, sinsi niyetleri de milletimiz gayet iyi görüyor. Dış politikada sorunlar yaşandığını söyleyip bunların sebebinin ülkemizin birliğine yönelik saldırlar olduğunu gizleyen kafa, siyasi ikbalini Türkiye'nin yaşayacağı felaketlere bağlar. Bir de 20 yıl öncesi Türkiye'sine güzellemeler düzüyorlar. TERÖRLE MÜCADELE Ülkemizin terörle mücadele konusundaki kararlılığı, dışarıda da epeyce bir kesimi rahatsız ediyor. Türkiye'nin sınırları içinde ve dışında yürüttüğü terörle mücadele, hem meşru hakkı, hem de insani görevidir. Türkiye gerektiğinde kaynağına kadar inerek sürdürme hakkına sahiptir. İlke ve onur sahibi herkesin Türkiye'nin bu meşru mücadelesine destek vermeye davet ediyoruz. Her kim, amalı, fakatlı beyanlarla gölge düşürmeye kalkarsa hayati bir yanlış içindedir. Tehlikeli yolun sonu herkes için felakettir. Türkiye gibi en köklü devletle beraber olmak yerine eli kanlı terör örgütleriyle iş tutmayı tercih edenler, sürüklendikleri karadelikte kaybolup gideceklerdir. Bu milletin feraseti ve irfanı nice senaryoları boşa çıkarmış, nice saldırılardan sapasağlam çıkarmıştır. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozamayacaklar. İstiklal ve istikbal aşkımızı söndüremeyecekler. Canımızdan değerli gördüğümüz vatanımızı parçalayamayacaklar. Devletimizi yıkamayacak, ülkemize diz çöktüremeyecekler. Edirne'den Kars'a, Trabzon'dan Hatay'a kadar bu kararlılığımız en büyük gücümüzdür. 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 vizyonumuzu da miras bırakacağız. "Bundan 3 yıl önce 21 Şubat'ta 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı'nı TBMM'ye verdiğimiz kanun teklifiyle, ilk adımı atmıştık. Cumhur İttifakı'nın Türk siyasi hayatının en başarılı değil, en ilkeli, en onurlu ittifakı olduğunu görüyoruz. Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası çerçevesinde oluşturduğumuz anlayış birliğinin yürüttüğümüz mücadelede çok büyük katkısı vardır. Nice saldırıyı Cumhur İttifakı'nın bu güçlü zemininde karşıladık. KORONAVİRÜS DÖVİZLERİN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ BURADA KULLANILDI Koronavirüs salgını tüm dünyayla birlikte ülkemizde de etkili olmuş, 2 milyon 645 bin kişinin maruz kalmasına yol açmıştır. Salgının hem sağlık boyutunda, hem ekonomide daha ağır hasara sebep olmasının önüne geçtik. Tüm dünyada ekonomiler ciddi bir daralma yaşanırken, Türkiye büyümesini sürdürebilen az sayıda ülkelerden biri oldu. Salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu'nun sorduğu dövizlerin önemli bölümü burada kullanılmıştır. Kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa içinde olanların oyunlarını bozduk. Salgının yol açtığı sıkıntıları azaltmak için herkese yönelik çok ciddi destek paketlerini hayata geçirdik. 311 milyar lirayı bulan bir kaynak kullanarak vatandaşlarımızın yanında olmaya çalıştık. CHP'nin itibar suikastlarıyla saldırdığı Berat Bey'in gösterdiği gayretlerin şahidiyiz. Vatandaşlarımızın sıkıntılarını biliyoruz. Esnaflarımıza yönelik ciro desteğinden kira yardımına kadar pek çok ilave destekte bulunduk. Tek bir vatandaşımızın kendisini sahipsiz hissetmemesi için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Üretimi, istihdamı, ticareti yeniden canlandırmanın normalleşmeden geçtiğini unutmuyoruz. Şayet, kontrolsüz bir normalleşmeye yönelirsek bir süre sonra artan vaka ve vefat sayılarıyla daha sert tedbirleri açıklamamız kaçınılmaz olacaktır. Milletimizden sabır istiyorum. Üretimden ihracata, turizmden ticarete kadar ancak bu şekilde arzu ettiğimiz neticelere ulaşabiliriz. eğitimden ilk adımları atmaya başladık, 1 Mart'tan itibaren kriterleri karşılayan illerimizde beklentileri karşılayan adımlar atılacaktır. Bir an önce normalleşe kriterlerine ulaşılmasının sağlanmasını istiyorum. TARIM KREDİ KOOPARATİFİ SAYISI 2021 yılını yeni bir atılım yılı haline dönüştürmemiz şart. Üretim ve ihracat tarafı gayet iyi gidiyor. Gıda üretimi, tedariki konusunda hiçbir sıkıntımız bulunmuyor. Tarım Kredi Kooparitifi ise yoğun bir şekilde sayını 500'e çıkarma talimatını verdik. İlk etapta 500, sonra 1000 daha sonra bu sayıları artıracağız. Mecburuz ve bunu da yapacağız. Sizler piyasayı yağmalarsanız kusura bakmayın, biz bu adımı atacağız. Ocak ayı beyaz eşya satışı ve ihracat rakamları büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Diğer alanlarda da benzer sevindirici haberleri almayı sürdüreceğiz. Bir süredir yavaşlamış olan uluslararası finans ve yatırım çevrelerinin ülkemize ilgisi artıyor. Milletimizin moralini bozmaya, esnafımızı kışkırtmaya fırsat vermeden bu sıkıntılı süreci nihayete erdirmekte kararlıyız."

recep tayyip erdoğan neden atatürkü sevmiyor